Sarp Kerem Yavuz, Dua, 2016, Archival print, 60 x 90cm, 5+2 AP

Do you keep producing works during this time of lockdown? If yes, how do you produce under the changing conditions, do the materials you use differ?
I’m used to working from home. But since all my photo shootings have been suspended, I concentrate more on digital drawings. We are in a difficult period for photographers. I find myself writing more, and I wonder, what shape my productions will take as the process lengthens.

What are you dreaming of doing following COVID-19?
Believe it or not, I miss dancing. And here is the funny thing: For my exhibitions I traveled for a total of 9 months last year. When I entered 2020, my new year’s wish was to stay at home for a while – I should have asked for something else! I have fulfilled my longing for home more than enough. Now I would like to again share my artworks with new people in new countries.

Are there any differences between your plans before and after COVID-19?
Before the pandemic, I had five exhibitions scheduled for ArtDubai, STEP Istanbul, Vasli Souza Gallery and Christie’s New York, and a photobook launch. It can be quite frightening to see that everything people have been working on for years is suddenly put on hold. It is hard not to feel like there is an injustice. Then I realized that the sick people were actually the ones who had been done injustice to and I found myself reevaluating everything. Now I find myself imagining works that can exist digitally as if the pandemic was to remain.

What changes occurred in your daily routine?
I would go to sleep like 4 or 5 o’clock in the morning anyway. Now I’ve gone even further and set my sleeping time forward to 8-9 o’clock. I sleep like vampires all day; I get up in the evening and do digital drawings all night. I really happy with that.

As an artist, how would you describe the current situation of the world?
I observe that power balances on earth are beginning to shift. We are all surprised by the fact that in America, the country where I have been living for the last 10 years, thousands of people have died, and that the country that was regarded as the leading power of the world was caught unprepared. I think that the next 10 years will be a period when we try to predict such crises and try to protect ourselves more wisely. It seems as if the charm and magic of the risk have been somewhat broken. I am not talking about taking risks in a creative sense – I foresee a world more sensitive to risk economically. I hope that it will not be the new generation artists who will have to pay for this. In order for art to persist, it is essential that people invest in young artists.

Has the current isolation given you the opportunity to do or create something that you haven’t had a chance before?
It definitely has! For the first time, I’m producing in a peaceful manner. Although, finding inspiration in a more settled life has been a bit challenging, as I have gotten used to producing while traveling for the past few years.

Karantina döneminde üretmeye devam ediyor musunuz? Evet ise değişen şartlar altında üretim şekliniz, kullandığınız malzemeler farklılık gösteriyor mu?
Evden çalışmaya alışığım. Ancak çekimlerimin hepsi askıya alındığından daha çok dijital çizimler üzerinde yoğunlaşıyorum. Fotoğrafçılar için zorlu bir dönemdeyiz. Kendimi daha fazla yazı yazarken buluyorum. Ben de merak ediyorum süreç uzadıkça üretimlerimin bulacağı formları.

Bu süreç bitimindeki hayalleriniz neler?
Dans etmeyi özledim inanın. Bir de, komik bu, geçen sene toplam 9 ay boyunca sergilerim için seyahat etmişim. 2020’ye girerken yeni yıl dileğim biraz evde oturmaktı – başka bir şey dilemeliymişim! Ev hasretimi fazlasıyla giderdim, tekrar sanat eserlerimi yeni ülkelerde yeni insanlarla paylaşmak istiyorum.

COVID-19 öncesindeki planlarınız ile sonrası arasında farklılık var mı?
Pandemi öncesi ArtDubai, STEP Istanbul, Vasli Souza Gallery ve Christie’s New York olmak üzere beş sergim ve bir fotokitap lansmanım vardı. İnsanın uğruna yıllarca çalıştığı her şeyin birden bire askıya alınması ürkütücü olabiliyor. Bir haksızlık var gibi hissetmemek mümkün değil. Sonra esas haksızlığın hastalanan insanlara yapıldığını fark edip her şeyi yeniden değerlendirirken buldum kendimi. Şimdi ister istemez pandemi devam edecekmişçesine, dijital olarak da var olabilen eserler hayal ederken buluyorum kendimi.

Günlük rutinlerinizde ne gibi değişiklikler oldu?
Zaten sabah 4-5 gibi uyurdum, artık iyice azıtıp 8-9’a aldım yatma saatimi. Bütün gün vampirler gibi uyuyorum, akşamları kalkıp bütün gece dijital çizim yapıyorum. Keyfim çok yerinde.

Sanatçı gözünden dünyanın içinde bulunduğu durumu nasıl yorumlarsınız?
Dünya’daki güç dengelerinin kaymaya başladığını gözlemliyorum. Son 10 yıldır yaşadığım Amerika’da binlerce kişinin ölmesi, herkesin Dünya lideri olarak gördüğü ülkenin hazırlıksız olması hepimizi şaşırttı. Önümüzdeki 10 yıl bu tarz krizleri öngörmeye çalıştığımız ve kendimizi daha sıkı korumayı denediğimiz bir dönem olacak diye düşünüyorum. Riskin çekiciliği ve büyüsü biraz bozuldu sanki. Yaratıcı anlamda risk almaktan söz etmiyorum – ekonomik olarak riske daha alerjik bir dünya öngörüyorum. Bunun faturası umarım yeni nesil sanatçılara çıkarılmaz, sanatın devam etmesi için insanların genç sanatçılara yatırım yapmaları şart.

Sosyal izolasyon süreci, size yapmak istediğiniz ama zamansızlıktan dolayı yapamadığınız bir iş, üretim için zaman sağladı mı?
Kesinlikle! İlk defa huzurlu huzurlu iş üretiyorum ama son birkaç yıldır seyahat ederken üretmeye alıştığımdan daha yerleşik hayatta ilham bulmak biraz zorlayıcı oldu.

Sarp Kerem Yavuz, Tereddüt, 2015, Archival print, 140 x 100cm, 5+1 AP