Halil Vurucuoğlu, Gloomy Errands, 2019, Watercolor and sprey on hand cut paper, 39h x 52w cm

How do you feel during this time of lockdown; how do you think this period will affect your art-making process or does it already have an impact on your productions?
First of all, I try to protect my mental and physical health and survive like everyone else. It is obvious how fast our world, shaped by the effect of the virus, is changing. Everything changes very quickly in an instant and I try to find my way in the ambiguous landscape as I keep going between anxiety and hope. In the early stages of this period, I was following the developments more, trying to find the truth amid the news full of disinformation. I have been trying not to pay attention to the news recently, in this way I can attend to my work without getting nervous. During this period, I had the opportunity to observe the changes outside and inside, as well as to read, understand and gather up more. These days have a huge impact on me, because my art practice is based on the reflex of reflecting what I have received from life.

Do you keep producing works during this time? If yes, how do you produce under the changing conditions, do the materials you use differ?
Yes, I somehow keep my production channels active. I’ve been working more from home during the quarantine period. If I do not count a few small sized paintings, I made use of this time by collecting more data and processing the data I collected. The recyclable characteristic of paper, the main material I use, gives me the chance to experiment. In addition to paper, I included photography and ready-made objects into my production experience.

Are there any differences between your plans before and after COVID-19?
After my exhibition called ‘Syzygy’, which I held at Anna Laudel last year, I started to plan a new project. It is a project where I can approach the relations of my productions with space from different angles, and reconstruct the space as a work on its own. In this project the work will be structured as a mixture of painting, sculpture and installation. I had isolated myself in my studio for three years in order to prepare ‘Syzygy’. After the exhibition, I took a rest for a while and then continued my work. I had already created some pieces for the project when I got interrupted due to the pandemic. In the near future, I am planning to realize new series and projects while continuing my current series. I want to play with the possibilities and limits of space both physical and digital. What will the days to come be like? Will the pandemic and quarantine continue? Should I make my new exhibitions online? I don’t know the answers to these questions. Nevertheless, I continue to work on my projects. I hope the days to come will be better than today.

What changes occurred in your daily routine?
Being someone who likes to spend time at home and in the studio, it was not difficult for me to adapt to this new order. I began getting up and going to sleep earlier, so I can spend my day relatively more productively. Since I try to prepare all meals at home, the time I spend in the kitchen increased. There are also some simple things that I miss doing; like walking freely, meeting my friends face to face, hugging them or just lying on the grass.

As an artist, how would you describe the current situation of the world?
There is a huge uncertainty. We’re witnessing the bankruptcy of the world, ruled by stupidity, rudeness and greed. We have also seen that the use of investments in favor of billion-dollar weapons, instead of education and health, cannot be a remedy against pandemics. People are trying to take all the precautions they can, and life is flowing, if not as vividly as before. Even the streets are not as empty as they were at the beginning. Maybe the people on the streets are the ones who need to work to survive during this pandemic, even though the risk of death can only be minimized by staying at home. Somehow, people are trying to hold on to life; they’re trying to get used to their loneliness, and they do and express it in different ways. While some are going crazy, others are hiding their depression behind their laughter. Be it good or bad, these days we live in will be engraved in our collective memory.

Has the current isolation given you the opportunity to do or create something that you haven’t had a chance before?
At times when I don’t think about the uncertainty that Covid-19 brought to our lives, I devote more time to my plants, unfinished books, cats and the sky. During this time, I had the opportunity to look at my works from afar, and I studied the notes I took from books in more depth. My designing process continues mostly in form of research, reading and small drafts. The first exemplars of my works that I will produce in the coming days take shape during this process.

Unfortunately, your works cannot be seen physically in this period of time. Can you tell us about your new works conceptually?
I spend these days mainly collecting data and designing, while I also continue my series called ‘Günlük Karanlık Şeyler’ (Daily Dark Things) which I exhibited last year. ‘Günlük Karanlık Şeyler’ is a series in which I express my observations and experiences about social life with some symbols I get from daily life in order to show the darkness the world is in. The process we are currently going through, contributes to the image vocabulary that I use in this series. However, before all of this happened, I was producing works in similar tones. I am experiencing internal and external processes that I think will enrich my new creations. At the same time, I keep on exploring the possibilities of paper: being suitable for sculpture as well as installation, and, being recyclable, it is a material that can yield surprise results.

Karantina döneminde nasıl hissediyorsunuz; bu süreç üretimlerinize nasıl yansıdı ya da yansıyacak? 
Öncelikle, herkes gibi akıl ve beden sağlığımı koruyup hayatta kalmaya çalışıyorum. Virüsün etkisiyle şekillenen dünyamızın ne denli hızlı değiştiği ortada. Her şey bir anda çok çabuk değişiyor ve ben de endişe ile umut arasında gidip gelirken muğlaklaşan manzarada yolumu bulmaya çalışıyorum. İlk dönemler gelişmeleri daha fazla takip edip dezenformasyon dolu haberler içinde gerçeği arıyordum. Son günlerde ise haberlerle ilgilenmemeye çalışıyorum, bu şekilde sinirlerim bozulmadan işime bakabiliyorum. İçinde olduğum bu süreç boyunca dışarıdaki ve içerideki değişimleri gözlemleyip daha çok okuma, anlama, biriktirme fırsatım oldu. Sanat pratiğimin temelinde hayattan aldıklarımı geri yansıtma refleksi olduğundan bu günlerin üzerimdeki tesiri büyük. 

Bu süreçte üretmeye devam ediyor musunuz? Evet ise değişen şartlar altında üretim şekliniz, kullandığınız malzemeler farklılık gösteriyor mu?
Evet, bir şekilde üretim kanallarımı aktif tutuyorum. Karantina sürecinde daha çok evden çalıştım. Küçük boyutlu birkaç resmi saymazsak bu süreci daha çok veri toplamak ve topladığım verileri işlemekle değerlendirdim. Kullandığım ana malzeme olan kâğıdın geri dönüşüme uygun hali, farklı denemeler yapma şansı tanıdı. Kâğıdın yanı sıra fotoğraf ve hazır nesneyi de üretim deneyimim içine aldım.

COVID-19 öncesindeki planlarınız ile sonrası arasında farklılık var mı?
Geçtiğimiz sene Anna Laudel’de gerçekleştirdiğim ‘Syzygy’ adlı sergimden sonra yeni bir proje tasarlamaya başladım. Üretimlerimin mekân ile olan ilişkilerine farklı açılardan yaklaşabileceğim, mekânı bir iş gibi yeniden kurguladığım bir proje. Bu çalışmamda işler resim, heykel, enstalasyon arası bir yapıda olacaklar. ‘Syzygy’i hazırlamak için üç sene atölyeme kapanmıştım, sergi sonrası da biraz dinlenip devam ettim çalışmalarıma. İlk örneklerini ürettiğim projeye pandemi nedeniyle bir süre ara verdim. Yakın dönemde mevcut serilerime devam etmekle beraber yeni seriler ve projeler gerçekleştirmeyi planlıyorum. Bu projelerde mekânın olanak ve sınırlarıyla oynamak istiyorum; hem fiziksel hem dijital mekanın. Günler neler getirir, salgın ve karantina devam eder mi, planladığım yeni sergilerimi online yapmalı mıyım… Tüm bunları bilmemekle beraber üzerinde çalıştığım işlere eş zamanlı devam ediyorum. Umarım yarınlar bugünden güzel olur.

Günlük rutinlerinizde ne gibi değişiklikler oldu?
Ev ve atölyede zaman geçirmekten hoşlanan biri olarak uyum sağlamam zor olmadı bu yeni düzene. Daha erken kalkıp daha erken uyumaya başladım, böylece günümü nispeten daha verimli geçirebiliyorum. Tüm öğünleri evde yapmaya özen gösterdiğimden mutfakta geçirdiğim zaman da arttı. Bu süreçte özlediğim basit şeyler de oldu; özgürce dolaşmak, dostlarımla yüz yüze görüşüp onlara sarılmak veya çimlere uzanmak gibi.

Sanatçı gözünden dünyanın içinde bulunduğu durumu nasıl yorumlarsınız?
Kocaman bir belirsizlik var. Aptallık, hoyratlık ve açgözlülükle yönetilen dünyanın iflasına şahit oluyoruz. Yatırımların eğitim ve sağlık yerine milyar dolarlık silahlardan yana kullanılmasının ülkelere pandemi karşısında çare olamayacağını da gördük. İnsanlar kendilerince alabildikleri tüm önlemleri almaya çalışıyor ve tabii hayat eskisi kadar olmasa da akıyor, sokaklar ilk dönemdeki gibi boş da değil üstelik. Evde kalınarak ölüm riskinin en aza inebildiği bu salgında hayatta kalabilmek için çalışmak zorunda olan insanlar belki de sokaktakiler. İnsanlar hayata tutunmaya çalışıyor bir şekilde, yalnızlıklarına alışmaya çalışıyorlar, bunu da farklı yollardan yapıp farklı şekillerde dışa vuruyorlar. Kimi güzelce delirirken kimi de depresyonunu kahkahalarının ardına gizliyor. İyisiyle kötüsüyle kolektif hafızamıza kazınıyor yaşadığımız bu günler. 

Sosyal izolasyon süreci, size yapmak istediğiniz ama zamansızlıktan dolayı yapamadığınız bir iş, üretim için zaman sağladı mı?
Covid-19 un hayatımıza getirdiği belirsizliği düşünmediğim zamanlarda bitkilerime, yarım kalan kitaplara, kedilere ve gökyüzüne daha çok vakit ayırabildim. Bu süreçte işlere uzaktan bakma fırsatım oldu, kitaplardan çıkardığım notları daha derinlemesine araştırdım. Daha çok araştırma, okuma ve küçük taslaklar halinde tasarımlarıma devam ettim. Önümüzdeki günlerde üreteceğim işlerimin ilk örnekleri de bu süreçte çıkıyor.

Bu süreçte eserleriniz maalesef somut olarak görülemeyecek, bu nedenle çalışmalarınızdan kavramsal ve biçimsel olarak bahsedebilir misiniz?
Bu günleri ağırlıklı olarak veri toplayıp tasarlayarak geçiriyor, bir yandan da geçtiğimiz yıl sergilediğim ‘Günlük Karanlık Şeyler’ adlı serime devam ediyorum. ‘Günlük Karanlık Şeyler’, dünyanın içinde bulunduğu karanlığı göstermek adına toplumsal hayata dair gözlem ve deneyimlerimi, günlük hayattan aldığım bazı sembollerle ifade ettiğim bir seri. İçinde bulunduğumuz süreç bu seride faydalandığım imge dağarcığına katkıda bulunuyor. Ancak bu olanlar olmadan önce de benzer tonda işler üretiyordum. Yeni üretimlerimi daha da zenginleştireceğini düşündüğüm içsel ve dışsal süreçler yaşıyorum. Aynı zamanda kâğıdın olanaklarını keşfetmeye devam ediyorum: heykele ve enstalasyona gidebilen hali ve geri dönüşüme açık yapısıyla sürpriz sonuçlara çok uygun bir malzeme.

Halil Vurucuoğlu, Some Cloud, 2019, Spray paint on hand cut paper and found object, 50h x 52w x 22d cm

Halil Vurucuoğlu, Gloomy Errands, 2019 Watercolor and sprey on hand cut paper, 48.50h x 50.50w cm